| Feza Rıhtımı |
|
|
|
| Yazar Muhammed Emin Noyan | |
| Çarşamba, 28 Temmuz 2010 22:03 | |
|
Bir koca feza içindeyim Attım demirimi Dünya rıhtımına Usulca beklemekteyim. Ve seyretmekteyim dönüp dolaşanları, uçup kaçışanları Parayla, kadınla, ölümle sevişenleri, Seyretmekteyim düşenleri yükseklerden, Bağıranları tümseklerden Tüm seslerden ürküyorum bazen. Neredeyim ne yapıyorum, kimdir gölgem istediğim nedir biçare gülden Nedir ardımda adım gibi gezen Oturayım hele bir yol dalgaların bittiği yere Bir ihtiyar tekneyi oynuyorum yüreğimi gere gere Hadi ben aşığım. Hadi ben vurgunum. Hadi ben kaçıyorum, yorgunum. Peki, ışıklar niye sönük Niye yok dalgalarda köpük Neden tedirginlikler benimkinden daha büyük Gemiler yalpalanıyor, insanlarda yalpalanıyor, ufacık sellerde Neden kanlar damlıyor Neden bülbül hala güllerde Siz sayın ki ben ölüyüm Siz sayın ki ben kendini bilmez bir deliyim Peki, neden yıldızlar sarhoş Neden bütün yüreklerde uzunca bir paydos Hadi ben ağlamayı öğrenirken onda kalmışım Hadi ben her şeyimi nevbahara satmışım Öyleyse şu koca kent, niçin her defasında kızıllarla kanıyor Niçin her seher doğmak için sabaha, yanıyor Ben gaiplerde geziyorum, hayat bendende gaip Ve garip esaretlerin olmazlarına sahip Yüreğim diyor ki; demir almak vakti geldi,git artık buralardan da git Sabahla birlikte unutsun seni bu kent ve beni Git, yenibaharları esir gönlüne serip Belki bulunur yüreğin dilediğinden bir yadigar Yada bulunur, bulunur bağır açacak bir sadık yar Hadi artık gidelim acı var bu rıhtımda Sende eziliyorsun bu yükün altında Bana sıcak hanüman sana can yoldaş gerek Açılalım enginlere ruhumuzu sererek.
Favori olarak isaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gonder
Okuma: 58 Yorumlar (1)Yorum yaz
|














