| Yazlık Yazı |
|
|
|
| Yazar Mustafa Muhalif | |||
| Pazar, 18 Temmuz 2010 22:03 | |||
|
Camın önünde iri gövdeli temiz bir kavonoz var, içinde de bodur ama tıknaz salatalıklar. Saltalıkları koruyan limonlu, sarımsaklı dereotlu bir su. Suyun bittiği yerde, kavonozun ağzını sıkıca kapatan beyaz bir bez. Harikulade bir salatalık turşusu yani. Kahvaltıda ablamdan istedim vermedi. Daha dünmü ne koymuş. Sararmamışlar mı neymiş.Veremezmiş... Kahvaltıya halamlar geldi. Kahvaltıdan sonra ve derhal temizliğe giriştiler annemle.Babama eniştemi dışarı attılar. Annem bana kıyamaz, beni yollamadı. Halıları kenara kaldırdılar, sehpa koltuğun üstünde, kapının kenarında içi su dolu bir leğen, evin çeşitli köşelerinde kirli bezler, banyodan çamaşır makinesinin sesi geliyor, perdeler camlarda değil, kardeşimin elinde elektrik süpürgesi nereye saldıraca ğını şaşırmış ve evin her yerinde ağır bir çamaşır suyu kokusu... Dedemin değimiyle; her yer her yerde Şile’deyim bu hafta sonu. Ramazan pidesi gibi hava. Sıcak ve dumanlı... Yaz çökmüş buralara; Karşıdan karşıya geçerken ayağınızın altında kalmaktan kıl payı kurtulan , geceden kalma çiğnenmiş kurbağalar sabahın en er saatinde ısınmış asfalta karışmaya başlamışlar. Zannedersem kedilerin kendilerinden haberi yok, yoksa bir çırpıda yutuverirler. Köpekler dahi havlamıyor artık. 2 gündür seslerini duymadım... Tavuskuşu bile , o güzelim tüylerini dökmüş ... Bahçedeki asmanın üzümleri ise koparılmadan düşüyor... Bütün gece vatan kurtaran cırcır böceklerinden biri üzerime düştü asmadan. Belkide üzümlerini toplamama kızdı. Tıraşlı askerler, ustasından haftalıklarını kapmış çıraklar herkesler çarşıya iniyorlar birer birer. Sahili ise şehirden gelenlere bırakıyorlar buranın yerlileri. Şile’liler haftaiçi iniyorlar sahile. Kapımızın önünden az evel küçük kızlar ordusu geçti. Başlarında yazmaları. Sinelerinde musafları. Beni görünce camiye doğru gülüşerek koşmaya başladılar. “Haftasonu da kurs oluyor mu?” sorusuna vakit bırakmadan hemde... Çocuklar ise bir tahta parçasının köşelerine bilye çakmışlar yokuşdan hızla kayıyorlar. Kurbağaları farketmeseler iyi olur. Tepelerde ise ebegümeci ve kuzukulağı toplamaya çıkan kadınlar. Şilenin en yüksek yerinde bir deniz feneri. Şile kalesinin tam karşısında bir fener. Bu fenerin dibinde, sigara yasağı canavarlığının pek sallanmadığı bir çay bahçesi. Hava kararınca turuncu ışıklarla aydınlatılan, çay bahçesine giden kaldırımlar. Görüş,öneri,dilek,şikayetleriniz için Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favori olarak isaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gonder
Okuma: 144 Yorumlar (1)Yorum yaz
|
|||
| Pazar, 18 Temmuz 2010 22:18 tarihinde güncellendi |













