| Anladım |
|
|
|
| Yazar Ömer Faruk Ayaz | |||
| Çarşamba, 17 Şubat 2010 22:08 | |||
|
Gökyüzü…Güneş… Ağaçlar ve cıvıldayan kuşlar neredesiniz? İki el birbirine sıkıca tutunmuş, özgürce yürüyorlar, görüyorum. Çocuklar cıvıltılar içinde okullarından çıkıyorlardır. Rüzgar ılık ılık saçlarını yalıyordur şimdi. Belki bir çoban ağacın gölgesinde oturmuş koyunlarının başını bekliyor, içli içli türkü söylüyordur. Ne saadet… Burada güneş belli bir zaman aralığında var. Aslında hep var da kulun emri ile görebiliyoruz. Ve kulun istediği kadar… Burada eline bir taş alıp denizde sektirmenin keyfi, martıları simit peşinde koşturmanın tadı yok. Zaman an burada. Fiyakalı kol saatininse bir anlamı yok. Kavramlar sınırlı… “Gel”, “git” “yat”, “kalk”… Bir kafeteryanın odasında anlattıkça anlatıyordu karşımdaki çocuk. Ben sanki olan biteni yaşıyordum. Sonra daha fazla dayanamayarak “Buradan çıksak olur mu abi?” dedi yalvaran gözlerle. Nedenini anlamadığımı farkedince de gözleriyle dört duvarı gezdi tek tek. Anladım dört duvar olan her yer ona zindandı. Bir avluda geçen iki buçuk ay. “Yanlışlıktan döndüm.” diyor karşımdaki çocuk. O anlattıkça ben dalıyorum. Daldıkça boğuluyorum. Daralıyorum. Nefes alamıyorum. Dışarıdaki rüzgar beni üşütürken, o aldırmıyordu. Özlem böyle bir şey olsa gerek. İnsan rüzgarı da, yerdeki çamuru da özlermiş meğer. Özgürlük diyorum ne kıymetli şey. Belki de hayattaki en kıymetli. İstediğin anda sevdiklerinle beraber olamamak, bir çift ela gözün hasretiyle yanıp tutuşmak, elini uzatamamak ne beter acı. “Zindanda dakika farksızdır aydan.” diyordu Necip Fazıl. Çocuk da tekrarlıyor: “İki buçuk ayda kaç kere öldüm hatırlamıyorum.” O gün ilk defa dört duvardan korktum.En çok gözleri etkiledi beni. Her gün ağlayan birinin kahır dolu ama hala ağlamaklı gözleri vardı çocukta. O çocuktan ayrıldıktan sonra sürekli onun yaşadıkları aklımdaydı. O günden sonra dışarıda nefes almanın tadı bambaşka oldu benim için. Özgürlük bambaşka…
Favori olarak isaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gonder
Okuma: 405 Yorumlar (8)yorum yok
bazıları dünyaya sığamaz bazıları dört duvar arasına bazıları bir şehre.. bazılarıysa zindan da dahi olsa müsterihtir.. haddim olsa da hadisenin "hakiki" yanıyla ilgili kelam edebilsem.. heyhat!
özgürlük aslında ruhda mıdır? iyi işlenmiş doğru hedeflenmiş ruhlarda...?? öyle bir kuyuya dalmışsın ki sayın yazar her çektiğin kova hatta damla ayrı soru.. ...
...ve özgürlük yaşanmalı...
Yazmakta senin özgürlüğün diye düşünüyorum ömer hocam.. Yazılarını özletme.. ...
özgürlük nefes almaktır...
nefessizde bir hayat olmayacağına göre... dört duvar arasında sıkıldım bunaldım diyenlere gerçek dört duvarı anlatan bir yazı olmuş... eyvallah kardeş... ...
Dört duvar arasında yaşamak gerçekten çok zor yalnız sadece dört duvarla kısıtlanmıyor özgürlük!
Özgürlüğün hasretini rabbim kimseye çektirtmesin inşallah... ...
vay aylar sonra ilk yazı. betimlemeler fena değil. ama dahi iyi olabilirler.
misal: *haftalıklarını kapan çıraklar, *kalabalıklar içinde kendilerini göstermek isteyenler, *simetri hastası traşlı askerler yani tüm saplar sokaklarda. Yorum yaz
|











