| Karakolda Yaşam |
|
|
|
| Yazar Abdulkadir Noyan | |||
| Cumartesi, 16 Ocak 2010 18:56 | |||
|
Terk edilmiş eski bir köyün üzerine kurulu karakolum. Bu yüzdendir etrafında kullanılmayan bir camii, birkaç köy evi ve köy mezarlığı hala hayat sürmekte. Çiçeklerin, bitkilerin ve ağaçların sadece karakol bahçesinde olması buralarda ki insanlar hakkında fikir sahibi yapıyor bizleri. Acizliğin, bıkkınlığın, boş vermişliğin ve sanki zamanında bir suç işlemiş olmanın vermiş olduğu mahcubiyetle hareket etmelerini izliyorsunuz. Zamanında nar bahçeleriyle nam salan bir mezrayken artık ne sebep olduysa (kumar illeti çok fazla imiş) her taraf kurumaya yüz tutmuş. Tarlalarına pamuk, arpa ekenlerde su ihtiyacını, karakolda su ihtiyacını karşıladığımız gibi (yerin 130 metre altından dalgıç pompa sayesinde su çıkartılıyor) karşılamaktalar. Yer yer 250 metrelere kadar inildiğini de duyduk bu yerlerde.
Karakolun cephesinde Suriye. Birkaç köy. Mayınlı saha(temizlenmesi için hazırlıklar yapılan yer). Karakolun çevresi alabildiğine düzlük ve küçük küçük köyler. Çevresi bu kadar geniş ve sorumlu olduğunuz saha bu kadar büyük olmasına rağmen, bizi en çok yoran küçücük karakolda olanlar. Küçücük belki ama insan faktörünün bir fiil olduğu mekan. Girişi biraz karakol çevresini anlatarak yapmak istedim. Karakol da yaşam ise; İnsanlar yorar. Arızalan malzemeler (jeneratör, kazan, araç, vb..) yorar. Karşılamalar (bir komutan karakolu ziyarete, denetlemeye, kontrole geleceği zaman) yorar. Yaşantında yer vermediğin pespayelikteki kişilikleri yönetmek ve yönlendirmek yorar. Her günün aynı tekdüzelikte geçmesi yorar. Menfaat eksenli ilişki kurmak isteyenler yorar. Vel hasıl yoruldum… Allah (cc) buyuruyor ki: ‘’Biz insanı sıkıntı, meşakkat, zahmet içinde yarattık.’’ Bu dünyanın her daim dayanma dünyası olduğunu biliyoruz ve bu yolda inayetini eksiltmeyen Rabbimize güveniyoruz. Tabii sessizliğin ve sakinliğin hüküm sürdüğü saatlerde oluyor. Bu sessizlikler; bazen bir içe yolculuk, bazen çay eşliğinde bir nargile ile, bazen de bir kitabın sayfaları arasında anlam kazanıyor. Karakol nedir desem; Düşüncenin dünyasında bir yaşamdır karakol, Duyguların aşırı ucudur karakol, Tetikte olmanın paronoyakçasıdır karakol, Sorumluluğun maddi ve manevi yönüdür karakol, Başa çıkabilmenin cesaretidir karakol, Tüm her şeyiyle birlikte yalnız kalmaktır karakol…
Favori olarak isaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gonder
Okuma: 422 Yorumlar (6)4HDTKSANTRALOPERATORU
karakol dıye baslamıssınız komutanım dusunun kı bır evın ıcınde karakolda bulunan mevcut kadar kardessınız ve kımı okumus kımı kendını begenmıs bunlarla ugrasmak gercekten yorucu da olsa ınsanlara bırseyler katmak ınsanların gorus acısını degıstırmek ve bunu basardıgınızı gormek sızın butun yorgunlugunuzu aldıgını dusunuyorum ve sızı tanımak eksıklerımı sızın sayenızde tamamlamak bana gurur verıyor sızı bundan sonrakı hayatınızda basarılar dıler ve dıgerlerının aksıne engel degıl lıder olmanızı temellı ederım sevgılerle...
çoğu gitti azı kaldı...
Yukarda bir kardeşimizin de dediği gibi ALLAH kimseye kaldıramayacağı kadar yük vermezmiş. Ne mutlu bize ki böyle bir ülkede rahat uyuyabiliyoruz. Arkamızda dağ gibi mehmetçik... Heyhat... bu kadar zaman geçiyor da 67 gün müdür geçmeyecek olan? Sabır dilemekten başka bir çare gelmiyor elimizden. ALLAH yardımcınız olsun. Bize bazı şeyleri yeniden hatırlattığınız için sağolun. ALLAH razı olsun.
"Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!" NFK SINIRDA YAŞANANLAR
Belediyeciliktir karakol.içindeki insanlarla önce karakolu sonra km lerce alanı yönetmektir karakol.Dediklerine katılıyorum kardeşim ve şunu unutmasınlar psikoloji okumadan insanları tedavi eden tek makamdır karakol komutanlığı. Böyle şerefli bir askerlik herkese nasip olmaz yorulsakta sıkıntıya, çaresizliğe düşsekte sınır hattı bizlere emanet. senin yazından ve bu yazdıklarımdan hiç birşey anlamayanlara lafım, hiçbirşey anlamadıysanızda şunu bilin yeter. "Siz rahat uyuyun diye burda uyumuyoruz".askerleriminde tekmilde dediği gibi "elim tetikte gözüm sınır hattında kulağım komutanda" bunu anlayın yeter.
az kaldı
az kaldı az 2 ay mı desem 3 ay mı desem
illa bir ayet istersen "allah insana taşımayacağından fazla yük yüklemezmiş" buna benzer bir ayet vardı. kumar meselesine gelince katılmıyorum.nasip kesilmiş falan 250 m su çıkıyormuş falan. İsrail 1945 te devleti ilk kurduğunda geldiği yerin çöl olduğu söylenir.Şimdi ise tel avivin her tarafının yeşillik olduğu söylenir. yahudi milletinin nasibi kesilmedide urfanın mı kesildi al sana birde hadisi şerif "allah çalışanın hakkını verir" kim olursa olsun verir.isyancı,dindar ,siyonist farketmez verir Yorum yaz
|
|||
| Cumartesi, 16 Ocak 2010 22:58 tarihinde güncellendi |













